Öneriler

5G’den 6G çalışmalarına hızlı bir geçiş

Ericsson tarafından yayımlanan Kasım 2020 mobilite raporuna göre 2026’ya gelindiğinde mobil trafiğin %54’ü 5G şebekeler tarafından taşınacak. Telekomünikasyon hizmetlerinin her 10 yılda bir yenilendiği göz önüne alınırsa 6G teknolojisinin 2030 itibariyla aktif olarak kullanılmaya başlanacağı tahmin ediliyor.

Covid-19: Yerel ekonomilerde ikinci dalga krizi

Yılın ilk yarısında etkisini fazlasıyla hissettiren koronavirüs pandemisi, geçtiğimiz yaz vaka sayıları bağlamında biraz olsun durağanlamıştı. Ancak son iki haftada Kıta Avrupası’nda yayımlanan vaka sayısında gözlemlenen artış soru işaretleri doğurdu…

5G’den 6G çalışmalarına hızlı bir geçiş

Date

Kısaca 5G olarak bildiğimiz 5. Nesil Mobil Telekomünikasyon Hizmeti, ABD ve Çin arasındaki en büyük rekabet sektörlerinden biri haline geldi. 5G alanında dünya öncüsü olma pozisyonunu Çin’e kaptıran ABD, 6G’de önderliği elinde tutabilmek amacıyla şimdiden kolları sıvadı. Ancak Çin, 6G teknolojisinin geliştirilmesini teşvik etmek için ulusal bir 6G araştırma ve geliştirme uzman çalışma grubu kurması ve Kasım ayında gönderdiği 6G uydusu ile bu yarışta çoktan ön sıralardaki yerini almış durumda. Türkiye ise bu rekabetin bir parçası olmaktan hâlâ oldukça uzak. 2016’da 4.5G teknolojisine adım atan Türkiye, 5G alanındaki faaliyetleri “Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G” adlı projeyle yürütüyor ve tamamen yerli üretim çalışmalar yaparak sektörde dünyanın ilk 10 ülkesine girmeyi hedefliyor. Birçok sektörü etkileyen 5G teknolojisinde geri kalmanın sonuçları her ülke için oldukça ağır olabilecekken, 6G yarışında geri kalmanın muhtemel zararları daha büyük olabilir.

5G’den 6G’ye 
5G planlaması, mevcut 4G’den daha yüksek kapasiteye sahip olmaya, daha yüksek mobil genişbant kullanıcısı yoğunluğuna, ultra güvenilir ve masif makine haberleşmesine destek sağlıyor. 5G, 4G teknolojisinden daha düşük bir gecikmeyi ve daha düşük pil tüketimini, nesnelerin internetinin daha iyi uygulanmasını hedefliyor. Ericsson tarafından yayımlanan Kasım 2020 mobilite raporuna göre 2026’ya gelindiğinde mobil trafiğin %54’ü 5G şebekeler tarafından taşınacak. Telekomünikasyon hizmetlerinin her 10 yılda bir yenilendiği göz önüne alınırsa 6G teknolojisinin 2030 itibariyla aktif olarak kullanılmaya başlanacağı tahmin ediliyor

Dijital İkizler 
5G’nin sağlayabileceği imkanların kapasitesi halen tartışma konusuyken, 6G ile ise günlük hayatımıza girecek olan faaliyetler gerçekliğin çok ötesine varıyor. Bu faaliyetlerden belki de en önemlisi, bir ürün, süreç veya hizmetin sanal ortamda kopyasının yaratılmasına olanak tanıyan “Dijital İkizler” teknolojisi. Özellikle imalat, otomotiv, inşaat ve sağlık sektörlerinde fayda sağlayan bu teknoloji sayesinde gerçekleştirilmesi zor veya pahalı olan projelerin dijital ikizlerinin yaratılmasıyla birlikte sanal ortamda denemeleri yapılacak ve üretim aşamasına geçilecek.

Geleceğe dönüş 
Ayrıca, son derece heterojen ağlar, çeşitli iletişim senaryoları, çok sayıda anten, geniş bant genişlikleri ve yeni hizmet gereksinimleri kullanılarak oluşturulan büyük veri kümeleri ile karşı karşıya kalan 6G ağlar, yapay zeka ve makine öğrenimi teknolojileri yardımıyla yeni bir akıllı uygulama yelpazesini de etkinleştirecek. 5G ağı ile karşılaştırıldığında, 6G kablosuz iletişim ağlarının çok daha yüksek spektral/enerji /maliyet verimliliği, daha yüksek veri hızı (Tbps), 10 kat daha düşük gecikme, 100 kat daha yüksek bağlantı yoğunluğu, daha fazla otomasyon, % 100’e yakın kapsama alanı ve milisaniyenin altında zaman senkronizasyonu sağlaması bekleniyor. Bu sayede çevremizdeki her şey 6G ağlarına bağlanabilecek. İnsanların mobilya ve giysi gibi şeylerle iletişim kurmasının yanı sıra bu araçlar kendi aralarında da iletişim kurabilir duruma gelecek.

Ancak Huawei gibi Çin menşeili şirketlere karşı halen bir güvensizlik duyuluyor. Bu durumun 6G teknolojisi ile azalması da pek olası gözükmüyor. 5G teknolojisinin otoriter rejimler tarafından nasıl kullanıldığına dair var olan endişelerin üzerine, 6G’nin toplu drone gözetleme gibi teknolojileri etkinleştirme potansiyeli demokrasileri korkutan tehlikeler olarak görülüyor. Çin halihazırda vatandaşları izlemek ve kontrol etmek için gözetim kameralarının yanı sıra, yapay zeka, yüz tanıma, ses örnekleri ve DNA gibi biyometrik gözetleme yöntemleri kullanıyor.

Şimdi ne olacak?
Bizleri ABD ve Çin arasında kıran kırana bir 6G yarışının beklediği aşikâr. Fakat bu iki süper gücün arasındaki çekişmede telekomünikasyon politikası olarak yerli 5G teknolojisi altyapısı kurmadan 5G’ye geçilmemesini benimseyen Türkiye’nin 6G yarışında nasıl bir yol izleneceği ne yazık ki en büyük soru işareti.

İllustrasyon: Gündeniz Çetin