Öneriler

Kolombiya’da Neler Oluyor?

Kolombiya, Nisan 2021’in son haftasından beri sivil itaatsizlik eylemlerine ve kalabalık protestolara sahne oluyor. Son günlerde, protestocular ve polis arasında yaşanan olaylar sebebiyle Kolombiya’dan tedirgin edici haberler gelmeye başladı. 6 Mayıs 2021 tarihi itibarıyla Kolombiya hükûmeti iddialarına göre en az 24 kişi yaşanan olaylar sebebiyle hayatını kaybetti. Sivil toplum kuruluşları ise bu sayının 30'dan fazla olduğunu iddia ediyor.

Birleşik Krallık’ın aşı başarısı 

30 Nisan 2021 itibarıyla Birleşik Krallık’taki her iki kişiden biri ilk doz aşısını oldu ve dört kişiden biri ise ikinci aşısını da olarak pandemi riskini atlatmış durumda. Birleşik Krallık ile aşı antlaşması çok kârlı olurken, Birleşik Krallık’a aşı konusunda verilen sözleri tutmamak, başka ülkelere kıyasla çok daha pahalıya patlıyor.

1915 olayları ve ABD

Türkiye, 24 Nisan 2021 gününe ABD’den gelecek bir açıklamayı bekleyerek başladı. Önceki günün akşamı ABD Başkanı Biden ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleştirilen telefon konuşmasının basına aktarılan kısmına göre Başkan Biden, ABD’de başkanların yıllardır her 24 Nisan aralıksız devam ettirdiği 1915 olaylarına dair verilecek olan demeçte yaşanan olaylar için soykırım ifadesini kullanacağını belirtti.

Çip Gündemi Hakkında

ABD ve Çin arasındaki gerginlik şiddetini arttırarak devam ederken, bu çekişmenin etkilerinin hissedildiği alanların da sayısı giderek artıyor. Ticari, askeri, hukuki ve hatta sportif...

2022 Kış Olimpiyatları boykot tartışmaları

ABD ve Çin arasında yaşanan gerginliklerin ve karşı hamlelerin yeni bir soğuk savaş döneminin başlangıcı olduğunu düşüncesi, ABD’nin 2022 Çin Kış Olimpiyatları’nı boykot etmeyi düşündüğü iddialarıyla daha da güçlendi. Bu boykot tartışmalarının sebebi, Çin’in Sincan bölgesinde Uygurlar’a karşı sürdürdüğü insanlık dışı muamele. 

Rusya ve Ukrayna gerginliğini anlamak

Rusya ve Ukrayna arasında esen soğuk rüzgarlar, geçtiğimiz hafta Rusya’nın Ukrayna sınırına yığınak yapmasıyla yeni bir boyuta taşındı. Uzmanların uyarılarına göre tehlikeli boyutlarda olan bu hareketlilik, bir süredir sakinliğini koruyan Doğu Ukrayna’nın yeniden hareketli günlere sahne olma ihtimalini beraberinde getiriyor. Peki, süreç nasıl bu noktaya geldi? Bunu anlamak için Ukrayna-Rusya ilişkilerinin uzak geçmişini, yakın geçmişini ve bugünün incelemek anlamlı olabilir.

Göç ve Senato: ABD Gündemi Yoğun

ABD’nin Meksika sınırı ve bu sınırda yaşananlar yıllardır önemini koruyan bir konu. Bu sorunların başlıcaları Meksika sınırından ABD’ye yasadışı biçimde girmeye çalışan göçmenler, bu göçmenleri yasadışı yollarla ülkeye sokmak için para alan insan kaçakçıları, uyuşturucu ticareti ve bütün bunların yarattığı insanlık dramı olarak sayılabilir.

Alaska Zirvesi’nin ardından

Geçtiğimiz hafta ABD ve Çin arasında gerçekleşen Alaska Zirvesi, Joe Biden yönetimi ile mevcut Xi Jinping yönetimi arasında gerçekleşen ilk resmi görüşme olma niteliğini taşıyor. Bu...

Kötüden daha kötüye: Avustralya-Çin ilişkileri

Geçtiğimiz yıl dünya, yıllardır tırmanan Avustralya – Çin gerginliğinin şu ana kadar ki zirvesiyle tanıştı. Bazı ürünlerde %100’leri bulan gümrük vergi artışları, anti-damping hukukuna göre düzenlenen yeni düzenlemeler, karşılıklı suçlamalar, hakaretler, ajanlık suçlamasıyla tutuklanan veya sınır dışı edilen bürokratlar…

Çin’in 14. “beş yıllık planı” üzerine

Çin yasama meclisleri, 6 Mart’ta ülkenin 14. beş yıllık planının tasarısını kamuoyuyla paylaştı. Çin’in uluslararası arenada saygınlığının arttırılması ve Çin tipi sosyalizmin geliştirilerek devam edilmesi gibi konu başlıklarını içeren 14. Beş Yıllık Plan içerisindeki üç ana konu göze çarpıyor: Yüksek teknoloji üretimi, büyüme oranları ve iklim değişikliği.

Birleşik Krallık’ın aşı başarısı 

Date

Sürü bağışıklığı, (İngilizce: herd immunity) 2020’nin ilk aylarında Birleşik Krallık hükûmetinin demeçleri sayesinde oldukça sık duyduğumuz fakat artık pek de gündemde yer kaplamayan bir kavram. Covid-19 salgınının ekonomik ve sosyal etkilerinin çok büyük olacağını ve o zamanki verilere göre yaş/cinsiyet gibi etkenlere bağlı vefat oranlarının tam kapanma gibi önlemleri gerektirmediğine dair son derece tartışmalı çalışmaları referans almasıyla gündeme gelen Boris Johnson hükûmeti, bu anlayıştan hızlıca geri dönmelerine rağmen 2020’nin tamamında ve 2021’in Ocak ayında çok ciddi bir tablo ile karşı karşıya kaldı. Birleşik Krallık, an itibariyle dünyada Covid-19’a karşı en çok kayıp veren ülkelerden biri – aynı zamanda nüfusuna oranla en çok kayıp veren ülkeler arasında da listede kendisine yukarıda bir yer buluyor. Aynı zamanda Birleşik Krallık, 2020’de neredeyse %10 ekonomik daralma yaşayarak, 1709 yılından beri yaşadığı en büyük ekonomik daralmayı da tecrübe etti.

Fakat, Birleşik Krallık’ın geçtiğimiz kıştan itibaren kat ettiği mesafeden bugün bir başarı hikayesi olarak bahsediliyor. 30 Nisan 2021 itibarıyla Birleşik Krallık’taki her iki kişiden biri ilk doz aşısını oldu ve dört kişiden biri ise ikinci aşısını da olarak pandemi riskini atlatmış durumda. Bu oranlar ile ada ülkesi, dünyada vatandaşlarını en yüksek oranda aşılayan ülkeler arasında geliyor. Bu sıralamaya göre Birleşik Krallık’ın hemen ardından gelen ABD ve Macaristan gibi ülkeler; İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Şili gibi ülkelerin gerisinde.

Bu yüksek aşılanma oranlarının Birleşik Krallık’ta halihazırda var olan insan kaynağı ve AR-GE bütçesi ile doğrudan alakalı olduğunu kabul etmemek olanaksız olur. Fakat, aşılama sürecini başarı ile yürüten Birleşik Krallık’ın kendi ekonomik ligindeki diğer ülkeler ile arasında bir takım farklar bulunuyor. Peki aşı üretimi, tedariki ve onaylanmasına dair süreç nasıl işledi ve Birleşik Krallık neden bu alanda öne çıkmayı başardı?

Brexit’in hayaleti: bürokrasi
Birleşik Krallık’ın AB’ye nazaran daha hızlı ve efektif aşılama kampanyası yürütebilmesinin ardında Brüksel’in taviz vermez bürokratik manevraları olduğu iddia ediliyor. Londra, adada ürettiği AstraZeneca ve Avrupa’da üretilen Pfizer gibi bazı aşıların ülkede kullanılmasını Avrupa İlaç Ajansı’ndan 1 ila 1,5 ay önce onaylayarak bu aşıların üreticileriyle daha erken toplu alım sözleşmesi yapma şansına erişti. Örneğin Pfizer, AB’den onayını Birleşik Krallık’ın aşıyı onaylamasından neredeyse 20 gün sonra alabildi ve bu arada üretilen ilk 1 milyon aşı Birleşik Krallık’a satıldı. Aynı zamanda geçtiğimiz senelerde AB’den resmen ayrılan Birleşik Krallık’ın aşılama sürecini başka ülkelerin oranlarına göre yürütmesi de gerekmiyor.

Birleşik Krallık’ın Medikal ve İlaç Ürünleri Denetleme Ajansı’nın ise Covid-19 ile mücadeleyi amaçlayan aşıların ülkede kullanımına hızlıca başlayabilmesi için özel bir düzenlemeye başvurduğu biliniyor. Bunun asıl sebebi, Birleşik Krallık’ın aşıların lisanslanmasını beklemeden kullanıma sürmeye izin vermesi. Bu insiyatifin en önemli hukuki sonucu ise lisans süreci sırasında doğabilecek zararlardan şirketlerin değil, İngiliz devletinin sorumluluğunun doğacak olması. Bu hukuki altyapı Avrupa ülkelerinde de olmasına rağmen Brüksel’in bu riski almadığı, bu sebeple de lisans sürelerinin uzadığı belirtiliyor.

Aşı diplomasisi?
Birleşik Krallık’ın aşı başarısının altında yatan bir başka sebep ise dünyanın lider aşı üreticileri ile yaptığı ticari anlaşmalar, ve kendi ülkesindeki üreticilerle yaptığı münhasırlık sözleşmeleri. Bu sözleşmeler kapsamında Birleşik Krallık, kendi ülkesinde üretilen herhangi bir aşının ihraç edilmemesini sağlıyor. Zira Londra hükümeti, ülkede üretilen tüm aşıların üretildiği an satın alınmasını amaçlayan sözleşmelere bağlı. Fakat ülkede üretilen bu aşılar, Birleşik Krallık’ta uygulanan tüm aşıların sadece %20’si. Londra, aynı zamanda Pfizer gibi Avrupalı üreticilerle de doz başına yüksek ücretler içeren sözleşmeler imzaladı. Bu sözleşmelere göre, Birleşik Krallık’ta aylık satılması gereken kota doldurulmadığı takdirde bu ise söz konusu şirketler çok yüklü ceza şartlarına maruz kalıyor. Yani, Birleşik Krallık ile aşı antlaşması çok kârlı olurken, Birleşik Krallık’a aşı konusunda verilen sözleri tutmamak, başka ülkelere kıyasla çok daha pahalıya patlıyor. Bu durum öyle bir noktaya geldi ki, AB sınırları içerisinde üretilen ve sözleşme gereği Birleşik Krallık’a ihraç edilecek AstraZeneca aşılarının ihraç sürecinin yasaklanması bile gündeme geldi fakat bu önlem uygulamaya konmadı.

Son günlerde gündeme gelen AstraZeneca ve AB arasındaki gerginlik de tam olarak bu konu yüzünden ortaya çıkıyor. AstraZeneca’nın AB ile imzaladığı sözleşmelerdeki kotalara uymadığını iddia eden AB, ilaç şirketini dava etme hazırlığında. Yaşanan olumlu gelişmelerin neticesinde ise Boris Johnson hükûmeti ve liderliğini üstlendiği Muhafazakar Parti, 2020’de yaşadığı siyasi hezimeti tersine çevirmiş gibi duruyor. Anketlerde kendisinin onay oranı ve partisinin seçmen oranı yükselme trendini sürdürüyor. Aşılama süreci ise bütün siyasi kimliklerden yüksek takdir topluyor. Aşılama sürecinin başarısının heyecanı eninde sonunda geçtiğinde ise bu oranların korunup korunmayacağı ise merak konusu.