Öneriler

Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Perspektifinden İklim Krizi

Women Deliver’ın Ocak 2021’de yayımladığı bir rapora göre, cinsel sağlık ve üreme sağlığı iklim krizinin sert ve olumsuz etkilerinden muaf değil. Kriz sebepli su kaynaklarının azalması temiz suya erişimi zorlaştırıyor. Böyle bir dönemde temiz suya erişimin olmayışı ve hamilelik kaynaklı dehidrasyon hormonların düzensiz çalışmasına, erken doğumlara, düşüklere ya da ölü doğumlara sebep oluyor.

Şehir, Göç ve Sürdürülebilirlik

Yaşadığımız zamanları göç ve göçmenler çağı olarak tanımlamak çok da yanlış olmayacaktır. Gerek ekonomik gerek siyasi ya da toplumsal pek çok sebepten ötürü kişiler bulundukları ülke içinde ya da başka ülkelere göç ederek daha iyi bir hayatın peşinde koşuyorlar. Birleşmiş Milletler’in sunduğu verilere göre dünyada şu an 1 milyar göçmen var.

Clubhouse: Büyük Bir Ev Partisi

Bu yeni uygulama sosyal medyadaki siyasi, toplumsal tartışmaları ve/veya gündelik sohbetleri farklı bir boyuta taşıyor. Özellikle göz önünde olan kişilerin farklı mecralarda ilmek ilmek oluşturduğu sosyal medya karakterleri ağızlarından çıkan tek bir kelimeyle bozulabiliyor.

Covid-19 Aşı Planı: Halk Sağlığı ve Suriyeli Sığınmacılar

Toplumdaki dezavantajlı gruplar arasında bulunan sığınmacıların aşı planlamasına dahil edilmesi, pandeminin bitirilmesi ve halk sağlığının güvence altına alınması açısından büyük bir önem teşkil ediyor.

Yapay Zeka, Gerçek Eşitsizlik: Kaybolan Meslekler

İş hayatında insan zekası yapay zeka tarafından alt edilmek üzere mi?

İklim Krizi: Güzel Havalar ve Batan Şehirler

Dünya Ekonomi Forumu’nun yayımladığı bir rapora göre 2100 yılı itibariyle bugün şehir olarak bildiğimiz birçok alan sular altında kalacak.

Ulus-aşılamacılık: Bir Sana Üç Bana

Salgını olabildiğince hızlı sonlandırmanın önündeki en gerçekçi yöntem aşılama. Bu anlamda virüse karşı etkisi ispatlanan aşıların tüm dünya vatandaşlarına ulaştırılması ve ayrım gözetilmeksizin uygulanması gerekiyor.

Çifte külfetli: İstanbul’daki Suriyeli eşcinsel erkekler

“Türkiye’ye geldim, çünkü İstanbul’u ziyaret etmek çocukluk hayalimdi. Sürekli İstanbul’un fotoğraflarına bakıyor ve hayaller kuruyordum. O zamanlar İstanbul’a bu şartlarda geleceğimi düşünmüyordum.”

Clubhouse: Büyük Bir Ev Partisi

Date

Davetiyesi olan var mı? Davetiye arıyorum.

İki kişilik davetiyem var, ilgilenenler DM!

Yeter artık herkesi davet etmeyin, herkes içeride!

İlk günlerdeki gibi değil, çok bozdu burası.

Bu cümleler çok havalı bir event ya da özel bir parti hakkında değil. Şu sıralar herkes harıl harıl davetiye peşinde. Öyle ki davetiyeyi kapan büyük bir heyecanla diğer sosyal medya platformlarında sevincini paylaşıyor. Davet arayanlar çoktan davet edilmişlerin mesaj kutularını dolduruyor. Kimisi de teknik sebeplerden ötürü davet edilemeyeceği için isyanını dile getiriyor. Sonuçta herkesin dilinde tek bir konu var: Sosyal medya mecralarının en yenisi ve mevcut gözbebeği Clubhouse.

Nedir bu Clubhouse?
Clubhouse, Stanford Üniversitesi mezunu, iki ABD’li girişimci Paul Davison ve Rohan Seth tarafından Mart 2020’de kuruldu. Uygulama, kullanıcıların dijital ortamda yalnızca sesleriyle etkileşim ve iletişim kurmalarına olanak sağlıyor. Kullanıcılar çeşitli konularda oda ya da yayın açarak sohbet ediyor, dinleyiciler ise el kaldırma butonuna basarak moderatörlerin ilgisini çekip konuşmaya dahil olabiliyor. Peki Clubhouse’a herkes katılabilir mi? Hayır! Şu an beta sürümünde olan uygulamaya yalnızca iPhone kullanıcıları eğer uygulamayı kullanan bir tanıdıkları davetiye yollarsa dahil olabiliyor. 

Uygulamanın Aralık 2020’deki net değeri 100 milyon dolarken, Ocak 2021 itibariyle 1 milyar dolara fırladı. Peki neden?
Clubhouse, dijital piyasaya belki de en doğru zamanda sürüldü. Tüm dünya pandemi sebepli evlere çekilmişken, geleneksel sosyalleşme ortamlarının asgari düzeyde kurulduğu, yerleşik sosyal medya platformlarının had safhada tüketildiği ve uzun uzun konuşmaların belki de en çok özlendiği dönemde sadece konuşarak, görüntülü ve yazılı iletişim olmaksızın, etkileşime geçmek sosyal medya kullanıcıları için yepyeni bir deneyim. Çünkü Clubhouse kullanıcılarına içinde tanıdık-tanımadık pek çok davetlinin olduğu büyük bir ev partisi deneyimi sunuyor. Dilerseniz “ben hiç…” oynayan arkadaşlarınızın yayınına katılıp oyun oynayabilir, sıkıldığınızda onların yanından ayrılıp iş dünyasının geleceğine dair konuşan arkadaşlarınızın sohbetine dahil olabilir, ondan da sıkılınca bu büyük ev partisinde kendi grubunuzu yaratıp dilediğiniz konuda size katılanlarla birlikte konuşabilirsiniz.

Bu büyük ev partisini birçokları için daha da cazip kılan platformdaki ünlüler. Ocak ayının ortasında, uygulama Türkiye’de henüz çokça duyulmamışken, pek çok ünlü Clubhouse’a katıldı. Henüz çorak bir ortamda hangi yayın varsa dinleyici olarak katılıp bir noktada, ünleri sebebiyle illa ki konuşmacı olan bu ünlülerle direkt olarak sözlü diyaloğa geçebilme “fırsatı” uygulamanın kitlelerce duyulmasına ve giderek daha çok kullanıcıya ulaşmasına sebebiyet verdi. Üstelik ünlülerle aracısız ve sözlü olarak haşır neşir olmanın cazibesi sadece Türkiye’ye özgü değil. ABD’li girişimci Elon Musk’ın 31 Ocak’ta Clubhouse’da konuşma yapacağına dair tweet atmasıyla dünya çapında pek çok iPhone kullanıcısı uygulamaya akın etti. Öyle ki, uygulama bir yayına sadece 5000 kişinin katılımına izin verdiği için başka odalarda orijinal odanın ses kaydı dinletildi ve Youtube üzerinden de odadaki konuşmalar bazı kullanıcılar tarafından canlı olarak yayınlandı. Dolayısıyla hem pandemi şartları hem de ünlülerin etkisi uygulamanın kitleselleşmesinde önemli bir rol oynadı.

İş hayatından “goygoy”a, “goygoy”dan toplumsallığa
Clubhouse, Türkiye’de kullanıma ocak ayının ilk günlerinde girdi. Uygulama ocak ortasında Türkiye’de kullanıcıların yoğun ilgisine mazhar olmaya başlamıştı. Tabii iki o tarihlerde uygulamaya şu ankinden daha farklı bir ortam hakimdi. Gündüzleri ağırlıklı olarak dijital medya şirketi yöneticileri uygulamanın geleceğine dair beyin fırtınaları yapıyor, geceleri ise sabahın ilk ışıklarına kadar insanların tanışıp kaynaştığı, çeşitli oyunların oynandığı ya da sadece “amaçsız” sohbetlerin edildiği yayınlar hüküm sürüyordu. Ancak uygulamanın gittikçe kitleselleşmesi aynı zamanda toplumsallaşmasına da yol açtı.

Uygulamadaki parıltıyı keşfeden çeşitli muhalefet partileri; üst düzey siyasilerin ve hatta genel başkanların katılımıyla yayınlar açıp, katılımcıların sorularını alarak politikalarını ve vaatlerini sundu. Uygulamanın Türkiye özelinde toplumsal ve siyasi meselelerle ilk teması da tam bu noktada oldu. Ancak uygulamanın toplumsallaşması ve toplumsal meselelere eğilen pek çok yayının açılması Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan protestolara dair Üniversite öğrencilerin her gece yayın açmasıyla gerçekleşti. Gazetecilerin, akademisyenlerin ve çeşitli siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla bu yayınların kitlesi hızlıca arttı. Gazetecilerin ve farklı siyasi partilerin temsilcilerinin öğrencilerden bağımsız da konuya dair yayın açmasıyla içerik giderek çeşitlendi. Bu noktada binlerce kişinin uygulamada tek bir konu üzerinden iletişime geçmesi daha önce geyik muhabbet yapılan bazı grupların da dönüşümüne sebep oldu. Örneğin hangi dating uygulamasının daha iyi olduğu konuşulan ve bu uygulamalardaki anıların anlatıldığı bir yayında, katılımcılar gecelerdir sabit tuttukları yayın ismine ekleme yaparak toplumsal cinsiyet eşitliği ve LGBTİ+ hakları konusunda konuşmaya başladı.

Sosyal medyada sesli iletişim
Sosyal medya platformlarında kullanıcıların paylaşılan bilginin doğruluğunu kontrol etmeden düşüncelerini ifade etmesi artık kanıksadığımız bir durum. Facebook ve Twitter gibi platformların sağladığı serbest konuşma özgürlüğü herkesin her konuda düşüncesini ifade etmesine olanak sağladı. Doğru ya da yanlış… Ancak sosyal medyanın özgürlük ve etkileşim  gibi deneyim ve nimetleri önceleri yalnızca yazıyla sınırlıydı. Clubhouse, bu deneyimi söze/sese taşıyor ve anlık sohbetler esnasında herkes aklından geçeni çoğu zaman herhangi bir süzgeçten geçirmeden ifade ediyor. Farklı görüşlerden insanlarla bu tür bir etkileşime geçmek çoğunlukla Twitter’ın sağladığı bir imkandı. Ancak Twitter’ın yazı geleneği çoğu kişi için atılan tweet’i son bir kez kontrol etme, gerekiyorsa düzeltme ya da tweet’i yayınlamaktan vazgeçme imkanı sunuyordu. Clubhouse ise bu lüksü elimizden alıyor. Çünkü laf ağızdan bir kez çıkıyor… 

Nihayetinde
Bu anlamda bu yeni uygulama sosyal medyadaki siyasi, toplumsal tartışmaları ve/veya gündelik sohbetleri farklı bir boyuta taşıyor. Özellikle göz önünde olan kişilerin farklı mecralarda ilmek ilmek oluşturduğu sosyal medya karakterleri ağızlarından çıkan tek bir kelimeyle bozulabiliyor. Örneğin, Twitter’da gayet efendi ve cana yakın bir persona çizen bir performans sanatçısının Clubhouse’ta konuşmacılara küfredip yayından çıktığı iddiası takip eden pek çok yayında konuşulmuştu. Ayrıca uygulamada halihazırda nefret söylemine dair herhangi bir politika olmaması, olası nefret söylemi içeriklerini takip edememesi de önemli ve tehlikeli açıklarından biri. Clubhouse hayatımıza gireli henüz çok zaman geçmedi ve  uygulamanın geleceğine ve dönüşeceği forma dair bir öngörüde bulunmak zor. Fakat hem uygulamayı hem de içinde yaşananları daha çokça konuşacağız gibi gözüküyor.