ÖNERİLER

ABD-Rusya: Yüz Yüze İlk Görüşme

Amerika Birleşik Devletleri’nin çiçeği burnunda başkanı Joe Biden ile Rusya’nın yıllardır devlet başkanı olan Vladimir Putin, dün ilk yüz yüze görüşmeleri için Cenevre’de bir araya geldi.

“Sisler İçindeki Kardeşler”: Katolik Kilisesi ve Çocuk İstismarı

Vatikan’da sular durulmuyor. Katolik Kilisesi yeniden çocuk istismarı iddialarıyla gündemde. Rapora göre, bu yıllar arasında din adamı olsun ya da olmasın Kilise için çalışan kişiler tarafından; 386 çocuk cinsel istismara uğradı. Cinsel istismara uğrayanların %55’i 14 yaşın altındaki çocuklar.

“Göçmen Krizi” ve Sayılara Dönüşen İnsan Hayatları

Geçtiğimiz hafta Akdeniz kıyıları yine devletler arası krizlere ve göçmen ölümlerine şahitlik etti. Fas’tan İspanya’nın Ceuta şehrine, dolayısıyla Avrupa Birliği topraklarına, yüzerek ya da derme çatma teknelerle ulaşmaya çalışan 2 bini çocuk olmak üzere yaklaşık 8 bin göçmen sebebiyle Akdeniz’de başka bir insani ve siyasi krizin fitilini ateşlendi.

100 Yıllık Bir Mesele: İsrail-Filistin

1967 yılından sonra İsrail Kudüs’teki belediye sınırlarını genişletti; şu an on binlerce kişiye ev sahipliği yapan, ülke vatandaşları için yerleşim alanları kurmaya başladı. İsrail’in kurduğu yerleşimler Filistinli Arapların yaşadığı mahalle alanlarını azaltırken, bu mahallelerin gelişmesine ve genişlemesine de engel oluyor. Filistinliler tarafından işgal altındaki topraklar olarak tanımlanan Doğu Kudüs’te bugün yaklaşık 220 bin İsrailli Yahudi yaşıyor. Doğu Kudüs’ün 350 binlik Filistinli nüfusu ise aşırı kalabalık ve yaşam alanları sınırlı mahallelerde ikamet ediyor. 

İkinci Dalganın Altında Kalan Bir Ülke: Hindistan

Hindistan pandeminin başladığı günden bugüne tüm dünyanın gördüğü en kaotik salgın sürecini yaşıyor. Öyle ki, Hindistan’da 1 Nisan’da günlük vaka sayısı 81 bin kişiyken, 5 Mayıs’ta günlük vaka sayısı 400 binin üzerine fırladı. Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasına göre, geçtiğimiz hafta Hindistan’da pozitif vakaların tüm dünyadaki pozitif vakaların yarısına, ölümler ise dünyadaki tüm COVID-19 sebepli ölümlerin çeyreğine denk düşüyor.

1. Yılının Sonunda Sayılarla Covid-19

Dünya Sağlık Örgütü 31 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan şehrinde sebebi bilinmeyen zatürre vakalarına dair Çin otoriteleri tarafından bilgilendirildi. 7 Ocak 2020 tarihinde Çin bu vakaların yeni tür bir korona virüsü olduğunu açıkladı ve o günden beri Covid-19 önce bölgesel, sonrasında ise küresel ölçekte gündemini koruyor.

10. yılında sayılarla Suriye iç savaşı

Suriye’de barışçıl protestolarla başlayan, sonrasında hızla çeşitli grupların dahil olduğu bir iç savaşa ve ardından da devletlerin dahil olduğu büyük bir krize dönüşen olaylar...

LGBTİ+ Hareketi: Kısa Bir Bakış

Boğaziçi Direnişinin başlamasıyla LGBTİ+’lar bir kez daha ana akım medyanın gündemine girdi. Özellikle sosyal medyada doğru bilinen birtakım yanlışları düzeltmekte fayda var. LGBTİ+ bir insan değildir. LGBTİ+ bir örgüt değildir. LGBTİ+’lı diye bir söylem olamaz, çünkü bu söylem hiçbir kişiyi, hiçbir kurumu, hiçbir nesneyi işaret etmez. LGBTİ+, kabul edilsin ya da edilmesin, toplumda var olan belli bir sosyal grubu ifade eder.

Yatırımcı Vizesi: Kağıdı, Mührü Altın Vize

Covid-19 yurtdışı seyahatlerini özellikle salgının ilk birkaç ayında önemli ölçüde sekteye uğrattı. Halen daha yurtdışı seyahatleri pandemi öncesi yoğunluğuna dönebilmiş değil.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Göçmen Kadınlar

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin tam anlamıyla sağlanması noktasında devletler ve onları oluşturan toplumlar yeterince başarılı değil. Birleşmiş Milletler Kadınlar (UN Women) ajansının yayımladığı bir rapora göre, silahlı çatışma veya siyasi ayaklanma durumlarında toplumsal cinsiyete dayalı şiddet çok daha şiddetli formlara bürünerek özellikle kadınları ve kız çocuklarını daha da derinden etkiliyor.

Covid-19 Aşı Planı: Halk Sağlığı ve Suriyeli Sığınmacılar

Date

“Sinovac mı, Biontech mi?” “Geldi mi, gelecek mi?” derken sonunda Türkiye’de de Covid-19 aşıları yapılmaya başladı. İlk olarak sağlık çalışanlarının aşı olmasıyla başlayan süreçte şu ana kadar sağlık çalışanları, yaşlı-engelli-koruma evlerinde kalanlar ve çalışanlar ile 80-90 yaş arası bireyler dahil olmak üzere toplamda 1 milyon 458 bin 509 kişi Covid-19 aşısı oldu. Bu sırada Sağlık Bakanlığı 2. parti Covid-19 aşıları için geçtiğimiz hafta Çin’e yeni sipariş iletirken ilk sürecin sonunda totalde 25 milyon kişinin faydalanacağı 50 milyon doz Sinovac aşısı Türkiye’ye iletilmiş olacak.

Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı aşı uygulanacak gruplar sıralamasına bakıldığında nüfusun çeşitli gruplara ayrıldığı görülüyor. Bunun yanında bakanlık bazı iş gruplarını da “hizmetin sürdürülmesi için öncelikli sektörler” olarak sınıflandırarak aşı önceliği sağlıyor. Listede gruplandıran tüm demografik grupların ve sektörlerin aşılanmasının ardından ise Türkiye virüse karşı bağışıklığı olan ve eski normaline artık dönebilen bir ülke olacak. Peki, bu gerçekten böyle mi?

Covid-19 ve Sığınmacılar
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre Türkiye 3 milyon 643 bin 704 Suriyeli sığınmacıya ev sahibi yapıyor. Bu yoğunluk aynı zamanda Türkiye’yi dünyada en fazla Suriyeli sığınmacıyı barındıran ülke konumuna getiriyor. Suriyeli sığınmacıların %98’inden fazlası geçici koruma kapsamında ülkenin çeşitli şehirlerinde kent hayatını sürdürürken %2’den az bir kısmı ise geçici barınma merkezlerinde, halk arasındaki yaygın tanımıyla, mülteci kamplarında yaşıyorlar.

Relief International isimli uluslararası bir sivil toplum kuruluşunun yayınladığı bir rapora göre, Türkiye’de Covid-19 vakalarının görülmeye başlandığı günden beri pek çok Suriyeli sığınmacı da doğal olarak bu durumdan olumsuz etkilendi. Pandemi öncesi sığınmacıların çoğu sağlık hizmetlerine erişim konusunda büyük sıkıntılar yaşamazken pandemi döneminde sağlık hizmetlerine erişim daha zor hale geldi. Raporda bunun sebepleri olarak enfekte olma korkusu, “evde kal” çağrıları ve işsizlik sebepli ekonomik güçlükler gösteriliyor. Bu noktada Suriyeli sığınmacıların sağlığa erişim noktasında Türkiyeli vatandaşlarla benzer korkuları ve sıkıntıları yaşadığını görebiliriz. Ancak sığınmacılar ve vatandaşlar arasında pandemi öncesinde ve sırasında halihazırda olan birtakım eşitsizlikleri daha da derinleştirecek olan mesele virüse karşı aşılama sürecinde ortaya çıkıyor. Çünkü nüfusun virüse karşı bağışıklığını geliştirip kuvvetlendirecek aşıların, nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan sığınmacılara da yapılmasına dair henüz bir plan yok. Maalesef bu da gelecekte halk sağlığı problemleri oluşturabileceği gibi toplumsal eşitsizliklerin büyümesine sebep olacaktır.

Dünyada Durum
Sığınmacıların aşı planlarına henüz alınmaması sadece Türkiye’nin yüzleştiği bir problem değil. Fakat sığınmacıların aşı planlarına dahil edildiği pek çok ülke mevcut. Örneğin Almanya, sığınmacıları ve mültecileri aşı planlamasında ikinci grup olarak belirledi. Ürdün ise sığınmacılara aşı yapmaya başlayan ilk ülke.

Birey Sağlığından Halk Sağlığına
Toplumdaki dezavantajlı gruplar arasında bulunan sığınmacıların aşı planlamasına dahil edilmesi, pandeminin bitirilmesi ve halk sağlığının güvence altına alınması açısından büyük bir önem teşkil ediyor. Sağlığa erişim konusunda zaman zaman sıkıntılarla karşılaşan sığınmacıların aşı planlamasına dahil edilmemesi bu gruplar arasında hastalığın devam etmesine ve nihayetinde genel nüfusa da tekrar yayılmasına sebebiyet verecektir. Bu anlamda Sağlık Bakanlığı’nın, halihazırda Göçmen Sağlığı Merkezlerinde görev yapan Suriyeli sağlık çalışanlarını öncelikli gruplar arasına alıp aşı yapması önemli bir adım. Ancak sadece sağlık çalışanı Suriyeliler değil, geri kalan Suriyeli ve diğer ülkelerden sığınmacıların da yaş gruplarına göre aşı planlamasına dahil edilmesi hem hak kayıplarının önlenmesi ve eşitsizliğin giderilmesinde hem de halk sağlığının güvence altına alınmasında etkili olacaktır.