Öneriler

Değişen İhtiyaçlar, Yeni Yöntemler: Agile ve Scrum

“Agile ve Scrum nedir?”, “Hangi ihtiyaca cevap vermesi beklenerek şirketler bu metodu benimsemeye çalışıyorlar?” sorularını sormakta ve bunlardan nasıl yararlanabileceğimizi düşünmekte fayda var.

Yeni Nesil Müşteri Hizmetleri: Chatbotlar

Chatbot nedir ve günümüze gelene kadar bu alanda ne gibi ürünler vardı, inceleyelim...

Tarih tekerrür ediyor: e-SIM’ler Türkiye’de

Teknolojik ürünleri incelediğimizde çoğunda ortak bir tarihsel gelişim ya da strateji görüyoruz: ürünlerin boyutları küçülüyor fakat yetkinlikleri artıyor. Aynı tarih e-SIM'ler ile şimdi SIM kartlarda da tekerrür ediyor.

Değişen İhtiyaçlar, Yeni Yöntemler: Agile ve Scrum

Date

Daha çok yazılım geliştiriciler tarafından benimsenen Agile, birkaç senedir iş dünyasının teknolojiyle ilgili olmayan bölümleri tarafından da deneyimlenmeye başladı. Kasım 2020’de de daha geniş kitlelere hitap edecek şekilde Scrum Guide’a bir güncelleme geldi. Bu güncellemenin ardından “Agile ve scrum nedir?”, “Hangi ihtiyaca cevap vermesi beklenerek şirketler bu metodu benimsemeye çalışıyorlar?” sorularını sormakta ve bunlardan nasıl yararlanabileceğimizi düşünmekte fayda var.

Öncelikle ne olduğunu açarak başlayalım:
Agile (“çevik”), aslında belirsiz bir ortama uyum sağlayabilme, bu ortamın taleplerine cevap verme kapasitesidir. Bu ortam bir proje yönetimi ortamı olabileceği gibi bireylerin herhangi bir amacını gerçekleştirmesine giden kişisel ya da profesyonel bir süreç de olabilir. “Scrum” ise Agile süreç yönetimi çeşitlerinden yalnızca bir tanesidir.

Hangi ihtiyaca cevap olarak hayatımıza girdi?
Yeni dünyada her güne yepyeni bir bilgiyle uyanıyoruz. Her gün hayatımıza yeni ürünler giriyor ya da yeni ihtiyaçlarımız oluşuyor. Bunlara uyum sağlayamadığımız her an aslında hayatın bir adım gerisinde kalıyoruz. Bu sadece bireyler için değil organizasyonlar için de geçerli. Hem organizasyonların hem de bireylerin hayatta kalabilmeleri ya da varlık gösterebilmeleri için kısa sürede değişen koşullara/ihtiyaçlara cevap vermeleri gerekiyor. Bu da ancak hızlı aksiyon alabileceğimiz yöntemlerle gerçekleşebiliyor.

İşte tam bu noktada scrum bize göz kırpıyor. Çünkü eski metotlardan farklı olarak bize değişim ve adaptasyon imkânı sağladığını iddia ediyor. Eskiden yapıldığı gibi aylar süren analiz süreçleri ve ardından keskin tanımlarla başlanan projeler yerine, daha küçük çalışmaların tamamlanmasını hedefleyen “Sprint” adı verilen birkaç haftalık planlar ile çalışmamızı ve bu sprintler sonunda da elde ettiğimiz çalışmaları son kullanıcıya ulaştırıp onlardan geri bildirim almamızı ve buna göre çalışmalarımıza yön vermemizi öneriyor. Bunun, yapılan bir hata varsa erkenden fark edilmesini sağladığını ya da proje esnasında değişen bir ihtiyaç olursa bu ihtiyaca daha hızlı bir şekilde cevap verebilme şansı tanıdığını belirtiyor.

Peki, ne kadar gerçekçi?
Bu noktada 1,5 yılı aşkın bir süredir gözlemlediklerimden yola çıkmak istiyorum:

  • Öncelikle scrum bir projenin sonuçlanması için gerekli tüm paydaşların tek bir çatı altında ortak amaca hizmet eden bir takım olarak çalışmasını önerir. Bu nedenle çalışmanız sırasında bambaşka öncelikleri ya da odakları olan farklı ekiplerle çalışmazsınız. Bu, yaptığınız çalışmanın hem daha hızlı hem de daha odaklı olmasını sağlar.
  • Adaptasyonunuz daha fazla olur. Yaptığınız değişiklikleri birkaç haftada son kullanıcıya ulaştırabileceğiniz küçük parçalara böldüğünüz için bu değişikliklerle ilgili geri bildirimleri daha hızlı toplayabilir ve neyi yanlış neyi doğru yaptığınızın farkına çok hızlı varabilirsiniz.
  • Değişimleri daha hızlı yakalarsınız. Bu yöntem ile birlikte upuzun dokümantasyonların, analizlerin olduğu bir süreç ile ilerlemediğiniz için en fazla birkaç hafta süren sprintinizin sonrasında yeni çıkan ihtiyaçlar için yeni çözümleri planlayabilir ve gerekli değişiklikleri son kullanıcıya hızlıca ulaştırabilirsiniz.

Tabii bu bahsettiklerimin olması için scrum’ın değerlerini benimsemiş bir takımınızın olması şart. Örneğin scrum’ın önemli bir değeri, çalışmaya dair taahhüt verilmesidir. Her çalışmayı, takımınızın bitirebileceğini taahhüt ettiği işleri düşünerek planlamanız gerekir. Bir diğer önemli nokta da hedeflerin, yapılacak işlerin açık ve net olmasıdır. Çünkü önceki çalışma metotlarındaki büyük analiz süreçleri olmadığı için birkaç haftalık çalışma süreçlerine giren bir takımın ne yapacağını net olarak bilmesi gerekir. Bu süreçlerin net ve anlaşılır olmadığı durumlarda yukarıda bahsettiğim faydaların görülmesi pek de olası değildir.

Tam bu noktada da scrum’ı uygulamanıza yardımcı olacak bazı roller devreye giriyor. Scrum değerlerinin koruyucusu ve takipçisi olan bir Scrum Master, hedefleri ve işleri netleştiren bir Product Owner ve bu hedefleri gerçekleştirmek için gerekli iş yeteneklerine sahip kişilerden oluşan bir developer takımı, Squad adı verilen çalışma gruplarının olmazsa olmazı.

Bu rolleri daha yakından incelemek isteyenler için de son bölümüne konuk olduğum podcast serisini de bu yazıya iliştiriyorum. Bu linke tıklayarak Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz.