Öneriler

Kahverengi, gri, mavi, yeşil: geçmişten geleceğe tüm renkleriyle hidrojen

Hidrojen, eskiden kullandığımız hava gazının vazgeçilmez bir parçası olmasına rağmen günümüzde çoğunlukla endüstride çeşitli kimyasalların üretiminde kullanılmaktadır. Fakat, yakıldığında CO2 yerine zararsız su buharı oluşturması onu iklim değişikliğiyle mücadele tartışmalarının ortasına getirmiştir. Eğer sürdürülebilir yollarla üretilebilirse hidrojen, müthiş bir geri dönüş yaparak gelecekte doğal gazın yerini alabilir.

Bir gençlik tasarımı olarak “Ay’da Sürdürülebilirlik Hedefleri”

Birleşmiş Milletler 2015 yılında 2030’a kadar tamamlanması amacıyla 17 sürdürülebilir kalkınma hedefi oluşturdu. Sosyal adaletten yoksullukla mücadeleye, iklim değişikliğinden küresel enerji erişimine kadar çeşitli alanları kapsayan bu hedefler, birçok şirket ve devlet tarafından benimsendi. 

Fosil yakıt endüstrisinin son umudu: karbon yakalama ve depolama!

Elektrikli arabalar, rüzgâr ve güneş enerjisi bizi sadece bir yere kadar götürebilir. Gece vakti, rüzgârsız havalarda da elektrik üretebilmemiz gerekiyor.

Bitki yakarak dünyayı nasıl kurtarabiliriz?

Biyoenerji ile Karbon Yakalama ve Depolama (Bioenergy with Carbon Capture and Storage, BECCS), biyokütle yakımından yararlanarak negatif emisyon elde eden süreçlerin ortak adı...

Türkiye’de elektrikli arabalar gerçekten çevreci mi?

Elektrikli arabalar bize “sıfır emisyonlu” diye pazarlansa bile iklim değişikliğine karşı etkili olup olmadıklarını o ülkenin elektrik kaynağı belirler. Peki Türkiye'de durum nasıl?

Elektrikli arabalar iklim dostu, peki ya pilleri?

Elektrikli arabaların pilleri çevreye düşündüğümüzden daha çok zarar veriyor olabilir.

2021’de iklim krizi ve sürdürülebilirlik alanında bizi neler bekliyor?

İyisiyle kötüsüyle çılgınca bir 2020’yi geride bıraktık. İnsanlık, korona virüsünün yaralarını sarmaya çalışırken daha derinden gelen başka bir tehditle karşı karşıyayız: iklim değişikliği.

Ve nihayet bu da oldu… dünyanın ilk vadeli su borsası!

Kaliforniya’nın 1,1 milyar dolarlık spot su pazarı ilk kez CME Group tarafından vadeli işlemlerde borsaya açıldı.

Tamir hakkı

25 Kasım Çarşamba Avrupa Birliği Parlamentosu tüketicilerin “Tamir Hakkını” desteklemeye karar verdi ve Avrupa Komisyonu’na gerekli kanunları oluşturması için talimat verdi.

Fosil yakıt endüstrisinin son umudu: karbon yakalama ve depolama!

Date

Olağan şüpheliler -kömür, doğalgaz ve petrol- yakıldıklarında bir sera gazı olan CO2 saldıkları için uzun süredir çevrecilerin hedefindeler. Şu ana kadar da sürdürülebilirlik politikaları genellikle fosil yakıt kullanımını azaltmayı veya alternatif enerji kaynaklarını arttırmayı hedefliyordu. Fakat enerji verimliliği, elektrikli arabalar, rüzgâr ve güneş enerjisi bizi sadece bir yere kadar götürebilir. Gece vakti, rüzgârsız havalarda da elektrik üretebilmemiz gerekiyor. Öte yandan küresel emisyonların yaklaşık %20’sinden sorumlu olan endüstriyel üretim sektöründe de yapabileceklerimiz kısıtlı.

  • Çözüm: Karbon Yakalama ve Depolama, kısacası CCS (Carbon Capture and Storage). CCS teknolojisi büyük miktarda CO2 salan güç santrali veya fabrikaların baca gazını ayırmalarını sağlar. Temizlenen gaz havaya bırakılır, filtrelenen CO2 ise yüksek basınçta yoğunlaştırılarak sıvılaştırılır. Sonrasında boru hatlarıyla taşınan CO2 boş bir yeraltı havzasına (tuzlu su veya boşalmış petrol rezervleri) basılarak burada yüzyıllarca depolanabilir. Alternatif olarak bu CO2, gazlı içecek üretimi veya eskiyen petrol kuyularına pompalanma yoluyla petrol çıkarımını hızlandırma gibi işlerde kullanılabilir.

  • Avantajlar: CCS on yıllarca elektrik, çimento, demir-çelik, cam ve kimyasallar gibi ağır sanayi ürünleri üretmek için kullandığımız teknolojileri çevre dostu bir şekilde kullanmaya devam etmemizi sağlar. Öyle ki Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 40 ülke ile ortak hazırladığı özel 1,5 °C raporunda Paris Anlaşması hedeflerine ulaşabilecek her senaryonun ciddi miktarda CCS’e ihtiyacı olduğunu hesapladı. Öte yandan, CO2’nin taşınması ve depolanması gibi süreçlerde petrol ve doğalgaz şirketlerinin yıllardır kullandıkları teknolojilerden yararlanıldığı için de gelecek endişesi taşıyan fosil yakıt şirketleri CCS ile yakından ilgilenmektedir. Son olarak CCS teknolojisi, doğrudan havadan karbon yakalama ve biyoenerji ile karbon yakalama gibi negatif emisyon teknolojileri için de kullanılabilir.

  • Çekinceler: Tabi ki fosil yakıt şirketlerinden hazzetmeyen kişilerin CCS’e şüpheyle yaklaşmasına ve onu fosil yakıtların ömrünü uzatmaya yönelik bir proje olarak görmesine şaşırmamak gerek. Ayrıca CCS ekonomik olarak salınımların sadece %90-95 kadarını engelleyebildiği için sıfır emisyonlu bir gelecekle bağdaşmayabilir. Bir diğer endişe ise yeraltındaki tuzlu su veya eski petrol yataklarında depolanan CO2’nin sızma tehlikesidir. Bu ihtimal, her ne kadar çok düşük olsa da kamuoyunda korkuya sebep olabilir ve karbon yakalamak için harcanan emeğin boşa gitmesini sağlayabilir.

  • Mevcut durum: CCS iklim değişikliği ile ilgilenen çevrelerde uzun süredir tartışılmasına ve teknolojinin tüm unsurlarının olgun olmasına rağmen çok kısıtlı olarak hayata geçirebildi. Halihazırda ABD, Çin ve Avustralya başta olmak üzere 10 ülkede toplam 21 aktif büyük ölçekli CCS tesisi var. Bu projeler her yıl toplam 40 milyon ton CO2 yakalıyor. Ne var ki, Uluslararası Enerji Ajansı’nın Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosuna göre bu sayı 2040’ta 1.3 milyar tona, yani şu ankinin 33 katına çıkmalı. Yüksek karbon vergileri veya devlet desteği olmadan şirketlerin bu maliyetli projeleri yapmaları imkânsız. Bir sonraki adım acilen devletlerin güneş ve rüzgâr enerjisi için yaptıkları gibi etkili finansman modelleri geliştirmeleri.