Öneriler

Futbol dünyasının son 24 saati: Neler yaşandı?

On yıllardır konuşulan “Avrupa Süper Ligi” projesi ise dün resmen hayata geçti. Son iki yılda iyiden iyiye dile getirilen oluşum, Avrupa’nın en iyi 15 takımını bir çatı altında topladı. Yani, ekonomi, taraftar, saha içi, pazarlama, sosyal medya konularında dünyanın diğer takımlarından üstün olan 12 ekip kendi platformlarını kurdu. 

Para harcayanlar ve harcamayanlar

Uluslararası Futbol Araştırmaları Merkezi, 2016’dan bu yana gerçekleşen transferler üzerinden bir rapor yayınladı. Raporun en üst sırasında bildiğimiz ekipler var. Peki en altta? Arminia Biefeld. Transfere para harcamayan futbol takımı…

Geçmişten bugüne Caster Semenya polemiği 

Olimpiyatlara az bir süre kala atletizm dünyası “hâlâ” Caster Semenya davasını tartışıyor. 2019’da Diamond League’in Doha ayağında 800 metre kadınlar yarışında birinci olan, Spor Tahkim Mahkemesi CAS'ın kararına karşı gelerek ilaç kullanmayacağını açıklayan Semenya'nın geleceği merak konusu.

Dortmund’un “Suriye doğumlu” geleceği: Mahmoud Dahoud

Mahmoud Dahoud Suriye doğumlu, Kürt asıllı bir Alman futbolcu. Bundesliga’da oynayan ilk Suriyeli. İlk kez süre almaya başladığında basın onun Suriyeli olmasıyla ilgilenmişti ve sık sık Suriye’deki durum soruluyordu. Sorular ve eleştiriler artınca baskılara dayanamamaya başladı. Bundesliga’ya verdiği röportajda, “Almanya'da büyüdüm ve Alman hissediyorum” dedi. Şimdi ise Dortmund’un önemli bir parçası...

Drew Brees olayı üzerinden NFL’de ırkçılık

NFL, kesinlikle 2020'nin en çok tartışılan spor organizasyonu. Özellikle de George Floyd protestolarının ardından NFL oyuncularının ve takım sahiplerinin verdiği tepkiler üzerinden eleştiriliyorlar. Peki neden NBA, MLS ya da MLB olayların hiçbir zaman göbeğinde değil? NFL her ırkçılık olayında neden spor dünyasının ilk karıştığı yer? 

Sadelik: Armand Duplantis

Armand Duplantis, 2020 yılına damga vuran sporculardan biriydi. Amerika doğumlu İsveçli sporcunun “herkes gibi” dram dolu bir hikayesi yok ama diğer “farklı” isimlerle tek bir noktada buluşmayı başarıyor: İnanç.

Geçmişten bugüne Caster Semenya polemiği 

Date

Olimpiyatlara az bir süre kala atletizm dünyası “hâlâ” Caster Semenya davasını tartışıyor. 2019’da Diamond League’in Doha ayağında 800 metre kadınlar yarışında birinci olan, Spor Tahkim Mahkemesi CAS’ın kararına karşı gelerek ilaç kullanmayacağını açıklayan Semenya’nın geleceği merak konusu. Peki, Semenya ile CAS arasında geçmişte neler olmuştu?

Caster Semenya, şu sıralar pistte rakipleriyle mücadele ettiği kadar pist dışında da bir mücadele içinde. Güney Afrikalı atlet, 2019 Diamond League’in ilk ayağında 800 metre yarışına yumruğunu kaldırarak başladı. Finişi de en yakın rakibi Francine Niyonsaba’nın üç saniye önünde tamamladı. Ancak Semenya zaferini dilediğince kutlayamadı.

Ne oldu?
IAAF’ın kuralına göre 400 metre ve üstü yarışlarda yer alacak kadın sporcuların testosteron seviyesi beş nanomol/litrenin altında olmak zorunda. Bu da Semenya gibi cinsiyet gelişim farklılığı bulunan atletlerin bu seviyenin altına inebilmek için hormon baskılayıcı ilaç kullanması ve performans düşüklüğü yaşaması anlamına geliyor.

Semenya, kararın ilk açıklandığı tarihte hemen Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) başvurmuştu. Ancak Semenya’nın itirazı olumsuz neticelendi. Semenya, bu kararın ardından BBC’ye konuştu ve “Yaptıklarınız söylediklerinizden daha önemlidir. Büyük bir şampiyonsanız her zaman gerekli performansı gösterirsiniz.” açıklamasını yaptı. Başarılı atlet sözlerine şöyle devam etti: “Kariyerime tanrı karar verdi ve ancak o son verebilir. Hiç kimse koşmamı engelleyemez. 28 yaşındayken nasıl emekliye ayrılabilirim? Hâlâ genç, enerjik hissediyorum. Atletizmde on ya da daha fazla yılım var. “Nasıl yapacağım önemli değil, önemli olan hâlâ burada olmam. Hiçbir yere gitmeyeceğim.” dedi.

Ne olmuştu?
2009 Dünya Atletizm Şampiyonası’nda Usain Bolt’un rekorlarının ardından en çok konuşulan performansa Güney Amerikalı bir atlet imza attı: Caster Semenya. Henüz 18 yaşındaki Semenya, 800 metre yarışını en yakın rakibinin 2,45 saniye önünde tamamlayarak altın madalya aldı. Tüm dünyaya kendisini gösteren ve fiziğiyle dikkat çeken Semenya, şampiyona bitiminde ise cinsiyeti ile gündem oldu.

Çünkü şampiyona öncesinde testler yapılmış, Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği’nin (IAAF) Semenya’nın ara cinse mensup bir sporcu olduğunu kabul ettiği iddia edilmişti. Avustralya’da bir gazete de Semenya’nın çift cinsiyetli olduğunu manşetine taşıdı. Tartışmalar sürdü, sonunda ise Semenya’ya üç seçenek sunuldu. Ya ilaç alacaktı ya testesteron oranının avantaj sağlamadığı anlaşılınca yarışmasına izin verilecekti ya da diskalifiye olacaktı.

Bu süreçte Semenya’ya destek yağdı. Afrika Ulusal Kongresi, Semenya’nın “ülkenin altın kızı”olduğu açıklamasını yaptı. Semenya’nın cinsiyetine ilişkin tartışmaların, sadece kadınların zayıf oldukları fikrine hizmet ettiğini savundu. Aradan 10 sene geçti ancak tartışmalar dinmedi. IAAF, düzenlemesini açıkladı. Semenya ve benzeri atletlerin ilaç kullanması gerektiğini belirtti. Washington Post’tan Monica Hesse ise geçtiğimiz günlerde tartışmaları başka bir boyuta taşıdı. Hesse, “Phelps’in genetik farklılığını kutluyoruz, neden Semenya’yı cezalandırıyoruz?” başlıklı yazısında, Phelps’in çift eklemli ayak bileklerinde düzeltici bir ameliyat yapılmasının konuşulmadığını ifade etti.

Son cümlesi ise yeni bir tartışma başlatacak türden: “Neden Michael Phelps bir mucize, Caster Semenya mutant muamelesi görüyor?”