Öneriler

Yıldönümü: Paris Antlaşması

12 Aralık 2015’te Fransa’nın Paris kentinde imzalanıp aynı adı alan Paris Antlaşması, 196 katılımcı ülkenin (Donald Trump başkanlığında ABD antlaşmadan çekilmeden önce) iklim değişikliğini durdurmak için kendi kendilerine ilan ettikleri, kısmi hukuki bağlayıcılığı bulunan hedeflerden oluşuyor.

Hızlı moda ve iklim değişikliği

En büyük iklim değişikliği araştırma kurumlarından IPCC, moda endüstrisinin küresel CO2 salınımının %10’undan sorumlu olduğunu ve yıllık 1,5 trilyon litre su tüketimine yol açtığını hesapladı.

Hızlı moda ve iklim değişikliği

Date

En büyük iklim değişikliği araştırma kurumlarından IPCC, moda endüstrisinin küresel CO2 salınımının %10’undan sorumlu olduğunu ve yıllık 1,5 trilyon litre su tüketimine yol açtığını hesapladı. Bu endüstri içindeki en yaramaz grup ise hızlı moda markaları olarak gösteriliyor. Hızlı moda denilince akla gelen ilk grup İspanya merkezli Inditex. Ülkemizde de oldukça rağbet gören bu grubun sahip olduğu en bilindik markalar ZARA, Pull&Bear ve Bershka. Hızlı modanın hayatımızın içinde ne kadar yer ettiğini anlamak için dolabımıza bir bakış atmamız yeterli olacaktır… 

Hızlı moda markaları nasıl iklim değişikliğine sebep oluyor?
İlk başta üretime bakalım; üretimdeki en temel unsur hızlı moda markalarının alt yapılarını oluşturan tedarik zinciri. Bir yıl içinde 12 sezon çıkarabilen “Speedy Gonzales”ler üretimlerini genelde üçüncü kişiler diye tabir ettiğimiz ve çoğunlukla üçüncü dünya ülkelerinde bulunan üretim tesislerine devrediyorlar. Bu durum hızlı moda markaları için hem daha az sorumluluk hem de ürün başına çok daha düşük giderler anlamına geliyor. Tabii aynı zamanda taşıma ve ulaşımdan dolayı daha fazla CO2 salınımı…

Tedarikçi-alıcı ilişkisine daha yakından bakalım;
Hızlı moda markaları, her sezonun başında ürünler için miktar tahminlerini üreticilere gönderiyor ve karşılığında üretilen kıyafetler ne zaman satılırsa o zaman üreticiye ödeme yapılıyor. İşte buna tedarik zincirindeki oyuncular arasındaki güç farkı deniliyor. Ürün miktar tahminlerine dönecek olursak, bunların hesaplanması var olan verilere ve basit bir teoriye dayanıyor: (envanter kontrol teorileri). Bir markanın üretimde ya da satın alımda korktuğu iki şey vardır; talepten az ya da fazla üretmek/satın almak. Fakat hızlı moda markaları için talepten az üretmek daha baskın bir korku. Bunun nedeni ise düşük üretim maliyetleri ve hızla büyüyen talep. Dolayısıyla, haddinden fazla üretim hızlı moda markalarının oldukça alışık olduğu bir pratik. Bütün bunlar insanlık dışı koşullarda olan ve pek sık da denetlenmeyen imalathanelerde üretilen kıyafetlerin bir kısmının daha alıcı huzuruna çıkmadan çöplüklere gitmesine sebep oluyor. Sonuç ise daha fazla enerji, su tüketimi, iş gücü, CO2, sıkışık üretim planları ve daha kötü çalışma koşulları oluyor. Dahası artık kıyafetlerimizin çoğu sentetik ipliklerden (akrilik, naylon, polyester) üretildiği ve sentetik ipliklerin çoğu petrol yan sanayisi olan plastik türevi olduğu için haddinden fazla üretilip çöplüğe atılan kıyafetler aynı zamanda plastik kirliliğine yol açıyor. Bütün bunlar sadece üretim alanından yola çıkan sorunların sadece bir kısmı. Bu sorunun elbette sosyal ve insani boyutu da var. Ve her sorunda olduğu gibi problemin diğer bir ucu ise tüketim. Yapılması gereken her ne kadar devletlerin kısıtlamaları gibi dursa da çözümü insanların yani halkın tüketim alışkanlıklarını değiştirmekte aramak ne yazık ki daha realistik görünüyor.