Öneriler

Dikkat, başımıza taş yağacak

Geçtiğimiz gün, Çin’in bir süredir çokça konuşulan ve 2022’de tamamlanması beklenen “Tianhe” isimli bir uzay istasyonu inşa etme projesi kapsamında ilginç ve endişe verici bir gelişme yaşandı. İstasyon için uzaya yollanan ilk modülü taşıyan roket kontrolden çıktı ve gövdesinin büyük bir parçası siz bu satırları okurken kontrolsüz bir şekilde yeryüzüne, üstümüze düşüyor. 

Dijital Salgın: Veri Sızıntıları

Geçtiğimiz günlerde, Türkiye’yi ilgilendiren iki ayrı hack vakası yaşandı. Gönderilen e-posta ve yapılan açıklamalara göre Yemeksepeti’nin siber güvenlik önlemlerini aşan siber suçlular, kullanıcılara ait verilere ulaştı.

Verilerimizi Giymek: Google-Fitbit Anlaşması Tamamlandı

Akıllı saatler, nabzımızdan uyku durumumuza kadar pek çok verimizi toplayabiliyor. Bu cihazlar karşımıza çıkan bir reklamın, okuduğumuz bir metnin veya izlediğimiz bir videonun ilgimizi ne kadar çektiğini, gördüklerimiz karşısında ne kadar heyecanlandığımızı nabzımızda yarattıkları değişikliklerden, kalp atışlarımızdan, hareketlerimizden öğrenebilir.

PRIV101: 2020’li yıllara hazırlık için Veri Mahremiyeti ve Siber Güvenlik dersi

Son günlerde herkes tek bir meseleye kilitlenmiş durumda: WhatsApp ne yapıyor? Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, sonra derse geçelim. Bilmeniz gereken HER ŞEYİ anlatacağım.

Liberal demokratlık, evsizlerle sınanıyor

Dünyanın hemen her bölgesindeki yönetim anlayışları ve ideolojiler bir değişim ve sınav sürecinden geçmeye devam ederken, son dönemin sınananı liberal demokrat ve insan haklarını savunan görüşleri ile tanınan New York’un Yukarı Batı Yakası sakinleri.

M1 çipler hakkında temel bilgiler

Şirketin tanıtımlarında “Apple Silicon” ismiyle anılan Apple’ın yeni çipi M1, yeni MacBook modelleri içinde görücüye çıktı.

İnter(mi?)net: ABD’de Ağ Temizliği

İnternet’in toplumlar üzerinde ne denli etkili olduğunu gören devletler, kontrolü ele almak için çalışıyor. Bunun son örneği, bugüne kadar ifade özgürlüğü altında herkese açık, birleştirici ve küresel bir İnternet’i savunmuş olan Amerika Birleşik Devletleri.

Ağ Tarafsızlığı

Ağ tarafsızlığı (“net neutrality”), İnternet Servis Sağlayıcıları ve hükümetler tarafından internet üzerinde dolaşımda olan verilere eşit muamele yapılması gerektiğini ifade eden bir kavram.

İnter(mi?)net: ABD’de Ağ Temizliği

Date

İnternet’in, üzerinde yayılan bilgilerin ve dijital verilerin toplumlar üzerinde ne denli etkili olmaya başladığını ve gelecekteki potansiyelini gören devletler, kontrolü ele almak için çalışmalarını hızlandırıyor. Bunun son örneği, bugüne kadar ifade özgürlüğü bakış açısıyla herkese açık, birleştirici ve küresel bir İnternet’i savunmuş olan Amerika Birleşik Devletleri.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Trump yönetiminin “Temiz Ağ” programını açıklarken “temiz bir internet” istediğini belirtti. Pompeo’ya göre Temiz Ağ Programı, “Trump yönetiminin ABD vatandaşlarının mahremiyetini ve ABD şirketlerinin hassas bilgilerini ‘Çin Komünist Partisi gibi kötücül tarafların’ agresif ihlâllerine karşı koruma konusundaki kapsayıcı yaklaşımınıifade ediyor. Bu kapsamda beş ana hedef belirlendiğini ifade eden Pompeo, bunları şöyle sıralıyor:

  • Temiz Operatörler başlığı altında, ‘güvenilmez’ olarak tanımlanan Çin Halk Cumhuriyeti operatör şirketlerinin ABD iletişim altyapısı ve ağları ile bağlantı kurmalarını engellemek hedefleniyor. Pompeo, bu şirketlerin milli güvenlik tehdidi olarak görüldüğünü ve ABD için iletişim hizmeti vermemeleri gerektiğini belirtiyor.
  • Temiz Uygulama Mağazaları başlığı altında ‘güvenilmeyen’ uygulamaların ABD mobil uygulama mağazalarından kaldırılmaları hedefleniyor ve Çin menşeili uygulamaların Amerikalı kullanıcıların mahremiyetini ihlâl ettikleri, virüs yaydıkları ve yalan haber ürettikleri iddia ediliyor.
  • Temiz Uygulamalar başlığı altında Çinli telefon üreticilerinin ‘güvenilir’ uygulamaları telefonlara yüklü şekilde sunmalarını veya yüklenmesine izin vermelerini engellemek hedefleniyor. Yapılan açıklamada Huawei şirketi açıkça hedef alınıyor, bu şirketin Çin’in istihbarat toplama aracı olarak hareket ettiği iddia ediliyor ve “güvenilir şirketlerin uygulamalarını ‘insan haklarını ihlâl eden’ bu şirketin uygulama mağazasından çekmeleri gerektiği” belirtiliyor.
  • Temiz Bulut başlığı altında Amerikan vatandaşlarının hassas kişisel bilgilerinin ve Amerikan şirketlerinin fikri haklarını haiz olduğu Covid-19 aşısı gibi kritik çalışmaların, “Alibaba, Baidu, Tencent gibi şirketler aracılığıyla yabancı düşmanların erişimine açık” bulut sistemlerde tutulmasının ve işlenmesinin engellenmesi hedefleniyor.
  • Temiz Kablolar başlığı altında ABD’yi küresel internete bağlayan deniz altına döşenmiş kabloların Çin tarafından istihbarat amaçlı kullanılmaması hedefleniyor ve müttefiklerin de deniz altındaki kablolara erişim konusunda gerekli tedbirleri almaları için çalışılacağı belirtiliyor.

Pompeo’nun konuşmasının tümünde “temiz” sözcüğü genel olarak Çin etkisinden arındırılmış manasına gelse de, temizlik kavramının anlamının iki ülkenin şu anki politik ilişkilerine göre belirleniyor olması gelecekte “temiz” kelimesinin başka ülke ve şirketleri de içerecek şekilde evrilebileceğini gösteriyor. Cambridge Analytica vakası ve Rusya’nın seçimlere müdahalesi iddialarıyla sarsılan Amerikan dijital siyaseti şimdi de Çin’e karşı bir cephe açmış görünüyor.

Bunun gibi plan ve yaklaşımlar, küreselleşmiş dünyada belli ülke vatandaşlarının yalnızca belirli “temiz, güvenli” hizmet ve sitelere erişebiliyor hâle gelmesinin temellerini atabilir. Bu da küresel İnternet’in parçalanması anlamına geliyor. Zira İnternet’i küresel olmaya zorlayan hiçbir teknik zorunluluk bulunmuyor. Bunun en bilinen kanıtı ise “Çin Dijital Seddi”. Çin vatandaşlarının eriştiği “İnternet”, belli güvenlik duvarı teknolojileri ve yasalarla dünyanın geri kalanından ayrılmış durumda. Bu sebeple Google arama hizmetlerine ve Facebook gibi sitelere Çin’den erişim sağlanamazken, yabancı şirketlerin kendi sitelerini Çin’den erişime açabilmeleri için Çinli otoritelerden lisans almaları gerekiyor. Lisans alabilmenin ise Çin otoritelerine kullanıcı bilgilerine erişim vermek, Çin otoritelerinin sakıncalı gördüğü içerik ve uygulamaları kaldırmak gibi şartları bulunuyor. ABD’nin hamlesi henüz bu seviyede değerlendirilemeyecek olsa da diğer ülkelerin de bu yaklaşımı benimsemesi bildiğimiz anlamdaki İnternet’in parçalanması ve farklı parçaların birbirine erişememesi anlamına gelebilir. Tabii bir ülkenin bu gibi bir kısıtlayıcı yaklaşımı benimseyebilmesi için dijital altyapılar hususunda dışa bağımlılığının ABD ve Çin kadar az olması, kendi ‘güvenilir’ şirketlerinin mevcut bulunması gerekecektir.