Öneriler

Avustralya-Facebook Krizi ve Önemi

Avustralya'da bir süredir devam eden tartışma, geçtiğimiz hafta çarpıcı bir gelişme ile uluslararası arenanın odak konularından biri haline geldi. Türkiye’de de kendine genişçe tartışma alanı bulan uygulamayı açıklamak aslında basit: Facebook, Avustralya merkezli medya kuruluşlarının içeriklerinin kendi platformlarında yayımlanmasına izin vermeyecek. Peki, neden?

Pandemi sonrası gıda

Covid-19 gibi büyük çaplı bir pandeminin uluslararası tarım ve hayvancılık ticaretin hacmini, dolayısıyla da ürünlerin fiyatlarını etkilediğini fark etmek bir hayli kolay. Son aylarda ciddi şekilde yükselen gıda fiyatlarına dair yayımlanan Birleşmiş Milletler Gıda ve Zirai Ürünler Örgütü (FAO) raporu da bu görünümü destekliyor.

Burma veya Myanmar: Bir Ülkenin Darbe Tarihi

1 Şubat 2021 sabahı uluslararası kamuoyu, Güney Asya ülkelerinden birinde gerçekleşen darbeye uyandı. Söz konusu ülke iki isimle birden biliniyor; Myanmar, veya, Burma. Bu iki isim de Myanmar’ın demokrasi ve darbe tarihiyle ilgili önemli ipuçları taşıyor. 

Myanmar Darbesi ve Çin’in İzleyeceği Yol Üzerine

1 Şubat 2021’de Myanmar’da gerçekleşen darbe üzerinden bir hafta geçti, ve uluslararası toplumun bu konuya dair tepkileri artık netleşmeye başladı.

Güney Çin Denizi’nde Hareketlilik

Joe Biden’ın başkanlık görevini resmen devralmasıyla yeni ABD hükümetinin Çin’e karşı alacağı tutum merak ediliyordu. Tayvan, resmi adıyla Çin Cumhuriyeti, Güney Çin Denizi üzerinde bulunan demokratik bir ada devleti. ABD, geçtiğimiz aylarda Tayvan’ın uluslararası arenada savunulması ve ağırlığının artırılmasını hedefleyen TAIPEI Yasası isimli meclis kararını da yürürlüğe koydu.

Myanmar Darbesi ve Çin’in İzleyeceği Yol Üzerine

Date

1 Şubat 2021’de Myanmar’da gerçekleşen darbe üzerinden bir hafta geçti ve uluslararası toplumun bu konuya dair tepkileri artık netleşmeye başladı. Demokratik ülkeler ve bu ülkelerin ağırlıkta olduğu kuruluşlar bu darbeyi kınarken, Rusya ve Çin tarafları anayasal sistemin içinde kalmaya davet etmeyi tercih etti. Bu iki önemli ülke, Birleşmiş Milletler’in yeknesak bir kınama yayınlamasını da bloke etme kararı aldı. Fakat, Pekin yönetiminin Myanmar’daki darbeye bakışını sadece bu kararla anlamak mümkün mü?

ASEAN üye ülkelerinden biri olan Myanmar, Çin’in batı/güneybatı komşusu. 60 milyona yakın insanın yaşadığı ülke, birçok etnik ve kültürel kimliğe sahip. Myanmar, zengin doğal kaynaklarına sahip olmasının yanı sıra, Hint Okyanusuna sınırı olması sebebiyle de bölgedeki önemli ülkelerden biri. 1960’lardan 2016’ya kadar askerler tarafından yönetilen ülke, 2016 yılında kendi tarihi için milat niteliğinde bir olaya şahitlik ediyor; 35’i aşkın yıldır demokrasi mücadelesi veren ve bu sebeple Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Aung San Suu Kyi’nin partisi serbest seçimlerle iktidara geliyor. Suu Kyi, Kasım 2020’de ikinci kez sandıklardan galibiyetle çıkıyor, ve 2021 darbesiyle görevden alınıp tutuklanıyor.

Çin ve Myanmar ilişkileri uzun bir geçmişe sahip, fakat 1988 ve 2017 yıllarını incelemek, bu ilişki hakkında önemli ipuçları veriyor, ve belki de Çin’in neden Myanmar’daki demokratik yönetimin devrilmesinden rahatsız olduğunu açıklıyor.

1988 yılında yönetimdeki ordu, ekonomik sıkıntılar, yolsuzluk ve demokrasi isteği gibi sebeplerle ortaya çıkan öğrenci protestolarını kuvvet kullanarak eziyor. Öyle ki, sayıları 10 bini bulan insanın öldüğü iddia ediliyor. Batı dünyası bu katliama en sert şekilde tepki verince, ekonomik zorluklarla artık daha fazla baş edemeyen Myanmar hükûmeti, komşusu Çin ile giderek daha da yakınlaşıyor ve Çin, darbe yönetiminin 30 yıl boyunca en büyük stratejik partneri oluyor. Ordunun modernizasyonu, ekonomik destekler, altyapı projeleri, ticaret anlaşmaları ile Myanmar yönetimi, Batı’nın ambargosuna rağmen iktidarını devam ettirebiliyor.

Fakat, 2011’de darbe yönetiminin gitmesi ile seçimle yönetime gelen emekli askerler, bu ilişkiden rahatsızlıklarını açık şekilde dile getirmeye başlıyor. Çin’in finanse ettiği bir baraj projesi, Myitsone Barajı, yerel halkın isyanları sonucu iptal ediliyor; önce dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ardından dönemin ABD Başkanı Barack Obama Myanmar’ı ziyaret ediyor. Bu gelişmelerin Çin’i son derece rahatsız ettiğini söylemek mümkün.

2016’da seçilen Suu Kyi hükümetinin, ilk başta Çin ile nasıl anlaşacağı bilinmiyordu. Zira cunta yönetimine ve Çin sınırındaki ayrılıkçı örgütlere destek veren Çin’e, ve Çin’in finans sağladığı projelere halk desteği bir hayli düşük. Fakat Suu Kyi, sanılanın aksine, Çin ve o zaman yeni başa gelen Xi ile çok iyi anlaşıyor; ve sayıları 100’ü geçen büyük çaplı proje ve devralmalar gerçekleşiyor. Öyle ki, 2017 yılında Çin ve Myanmar arasında Myanmar tarihinin en önemli ekonomik antlaşması imzalanıyor; Çin-Myanmar Ekonomik Koridoru. Bir Kuşak Bir Yol Projesi, veya Kuşak-Yol Projesi, kapsamında hayata geçirilen bu proje ile Çin’in denize kıyısı olmayan Yunan Bölgesi ve dolayısıyla Çin, Myanmar’dan geçecek yüksek hızlı trenler ve otoyollar ile Hint Okyanusu ile tanışıyor. Bu, Çin için müthiş değerli bir proje. Belki de Kuşak-Yol Projesinin en değerli ayaklarından biri.

Aynı zamanda, 2017 yılında Myanmar’ın ağırlıklı olarak müslümanların yaşadığı bölgelerinde yaşanan insan hakları ihlalleri, Batı’nın yeni ambargolar ve kınama yayınlaması ile sonuçlanıyor. Myanmar hükûmeti, bu sefer meşruiyetlerini demokratik seçimlerden alsa da, yine insan hakları ihlallerinden dolayı geçtiğimiz dört yılda tekrar Çin ile yakınlaşmak zorunda kalıyor.

Çin’in, 1990’larda ve 2010’larda bölgedeki komünist ve/veya illiberal rejimlere verdiği destek ortada; aynı zamanda Çin, taviz vermediği bir uluslararası politika olarak ülkelerin iç işlerine karışmıyor. Tayland’da 2014 yılda yaşanan darbeye de kınama mesajı yayınlanmasını engelleyen Çin’in Myanmar darbe hükümetine de yüksek ihtimalle bir tepki göstermeyecektir. Fakat, belirtilebilir ki Çin’in Suu Kyi hükümetiyle beraber kazandığı imtiyazlar ve Myanmar’da giderek artan ağırlığı, 1988-2010 yılları arası yakın olduğu Myanmar Ordusu ile olan ilişkisinden daha kıymetli ve kârlı. Öyle ki, Myanmar’da gerçekleşen 2020 Kasım seçimlerinde Çin’in Suu Kyi’yi açıktan desteklediği biliniyor.

Ayrıca, Çin ve Rusya’nın engellediği Birleşmiş Milletler kınama bildirgesi yerine Çin, Fransa, Rusya, ABD ve Birleşik Krallık tarafından ortak imzalanan 4 Şubat 2021 tarihli mektup, tutuklanan lider Suu Kyi’nin adını içeriyor, ve demokratik yönetime yeniden dönülmesini talep ediyor. Bu, Çin ve “iç işlere karışmama politikası” için kayda değer bir gelişme. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, mevkidaşı Yang Jiechi ile geçtiğimiz Cuma gerçekleştirdiği telefon konuşmasında Myanmar darbesinden de bahsederek, Çin’in demokratik kurumları muhafaza etmek için daha ciddi önlemler almaya çağırdı. Myanmar’daki darbe karşıtı eylemlerin katılımcı sayısı ve şiddetinin de her geçen gün arttığı belirtiliyor.

Modern Çin’in ideolojisinin Sovyet Rusyası’ndan farklı olduğu, ideoloji ihraç etmediği ve nihai hedefin bölgesel/uluslararası liderlik olduğu artık çoğu uzman tarafından kabul edilen bir olgu. Myanmar Ordusu’nun yönetime el koyması, Çin’in ekonomik ve stratejik hedeflerini negatif olarak etkileyecektir, ve Çin’in Myanmar’da demokrasiyi korumak için atılacak adımlara yüksek perdeden karşı çıkmayacağı öngörülebilir. Bu, hem Çin’in uluslararası saygınlığını yükseltecek hem de stratejik hedeflerini ilerletecektir.