ÖNERİLER

Google’dan Sağlık Hamlesi

Microsoft'un Nuance hamlesinden sonra Google'dan da sağlık sektörü sinyalleri geldi. Şirket, ulusal bir hastane zinciri olan HCA Healthcare ile sağlık alanında algoritmalar geliştirmeye yönelik stratejik anlaşma yaptıklarını açıkladı.

Bir Yetenek: Unutabilmek

İnsan beyninin işlevlerine baktığımızda yaşadıklarımızı hatırlamamız kadar unutmamız da bir o kadar sağlıklı ve olağan bir süreç. Hatta araştırmalar gösteriyor ki yaşadığımız her şeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlamamak, hatıralarımızı kategorize etmemize ve sonrasında kolaylıkla hatırlayabilmemize yardımcı oluyor.

Microsoft’tan Sağlık Sektöründe Güçlü Adım: Nuance

Microsoft, geçtiğimiz pazartesi 19,7 milyar dolar karşılığında Nuance'ı satın alarak LinkedIn'den sonraki en büyük alımını gerçekleştirdi.

Yeni Bir Yöneticimiz Var: Yazılımlar

Birçok şirket yazılımlara ve yapay zekâ tabanlı teknolojik çözümlere yatırım yapmaya başladı. Bu yazılımlar çalışanların mail hareketlerini takip etmekten tutun da gün içerisinde ziyaret ettiği siteleri kaydetmek, kimlerle daha çok etkileşim içerisinde olduğunu izlemek ya da kameralar aracılığıyla belirli aralıklarla görüntü alabilmek gibi bir birçok işlemi yapabiliyor ve bazıları bunu bir adım daha öteye götürerek bu işlemleri yorumlayarak çalışan performans skoru gibi değerlendirmeler de oluşturuyor.

Değişen İhtiyaçlar, Yeni Yöntemler: Agile ve Scrum

“Agile ve Scrum nedir?”, “Hangi ihtiyaca cevap vermesi beklenerek şirketler bu metodu benimsemeye çalışıyorlar?” sorularını sormakta ve bunlardan nasıl yararlanabileceğimizi düşünmekte fayda var.

Yeni Nesil Müşteri Hizmetleri: Chatbotlar

Chatbot nedir ve günümüze gelene kadar bu alanda ne gibi ürünler vardı, inceleyelim...

Tarih tekerrür ediyor: e-SIM’ler Türkiye’de

Teknolojik ürünleri incelediğimizde çoğunda ortak bir tarihsel gelişim ya da strateji görüyoruz: ürünlerin boyutları küçülüyor fakat yetkinlikleri artıyor. Aynı tarih e-SIM'ler ile şimdi SIM kartlarda da tekerrür ediyor.

Tarih tekerrür ediyor: e-SIM’ler Türkiye’de

Date

Teknolojik ürünleri incelediğimizde çoğunda ortak bir tarihsel gelişim ya da strateji görüyoruz: ürünlerin boyutları küçülüyor fakat yetkinlikleri artıyor. Aynı tarih SIM kartlarda da tekerrür ediyor. 85,6 mm boyutundaki ilk SIM kart 1991 yılında Giesecke & Devrient adında bir Alman üretici tarafından geliştirildi. 1996’ya geldiğimizde 25 mm’lik Mini SIM’ler, 2003’te 15 mm’lik Mikro SIM’ler ve 2012 başlarında ise 12,3 mm’lik Nano SIM’ler hayatımıza girdi. Geçtiğimiz günlerde ise yerli e-SIM ile tanıştık ve uluslararası ilk telefon görüşmesi gerçekleştirildi.

Peki nedir bu e-SIM?

E harfinin temsil ettiği “embedded” (“gömülü“) ifadesinden de anlayabileceğimiz gibi e-SIM, cihazlarınızın içerisinde gömülü olan ve operatörünüzün size sunduğu planı kullanmanızı sağlayan bir dijital SIM. Kısaca artık telefonla bir arama yapmak ya da Internet’e girmek için fiziksel bir SIM karta ihtiyacınız yok.

Kullanıcılarına neler vadediyor?

En basitiyle başlayalım; öncelikle fiziksel bir SIM kart üretimine gerek olmadığı için çevre dostu.

Kaybolma derdi yok. Cihazınız kaybolduğunda veya çalındığında bulması daha kolay, çünkü artık filmlerde gördüğümüz SIM kartı çıkararak iz kaybettirme sahneleri yaşanamayacak. Tabii bu bir yandan da kesintisiz bağlantı anlamına geliyor. Çünkü e-SIM, kullanılabilir olması için operatör ile sürekli bağlantı hâlinde olmayı gerektiriyor. Bu durum bir güvenlik açığına neden olur mu ya da bu alanda yeni düzenlemeleri beraberinde getirir mi? Göreceğiz.

Bunlarla birlikte e-SIM özünde bir yazılım olduğu için uzaktan yetkilendirilebilir. Yani operatör değiştirme (“numara taşıma”) gibi talepleriniz ya da normalde bayiye giderek hallettiğiniz işleriniz, uzaktan çözülebilir. Ayrıca, birden fazla profil tanımlama işlemi yapılabildiğinden örneğin yurt dışına çıkarken yaptığınız bir çok gerekli ayar değişikliğini sadece profil değiştirerek yönetebilirsiniz.

Bu teknolojiden faydalanabilmek için yapmanız gereken çok sayıda işlem de yok. Cihazınızı e-SIM destekleyen bir cihazla değiştirmeniz ve operatörünüze başvurmanız yeterli. Ancak cihaz ücretlerine baktığımızda bu değişiklik herkes için çok da kolay olmayabilir. Bu noktada da e-SIM teknolojisinin müşterilerinin kullanımına nüfuz etmesini isteyen firmalara görev düşüyor… Bakalım hem cihaz sağlayıcıları hem de teknoloji firmaları bu ürünün Türkiye’deki tarihini ne gibi stratejilerle yazacaklar.